"Gündem" kategorisi kitapları.

Ayşe Böhürler yazmış olduğu yazılarından yola çıkarak Eğitim, Kültür, İslamcılık ve daha birçok başlık altında toplumdaki algıyı neden ve niçinleriyle sorguluyor.

Ayşe Böhürler, “Bi Ters Bi Düz” kitabında yazdıklarıyla sosyolojik bir çözümlemeye gidiyor ve olaylara daha yakından ve tarafsız bakmamızı sağlıyor.

Televizyoncu olmak, Ak Parti kurucularından olup ülkenin değişiminde rol oynayan kararlar almanın yanı sıra gazetecilik mesleğiyle tanıdığımız Böhürler, yazdıklarıyla okuyucunun karşısında.


Yaraları iyi eden onları görmektir. Yüzleşmektir. Yaralarına isimlerini söylemektir. Yalnızca demokrasileri değil, kalpleri de incitir darbe. Sokakları, caddeleri, evleri, okulları, köşedeki simitçiyi, sokağın kedisini, insanı yabancılaştırır kendi kendine. Renklerin parlaklığını alır, ümitleri suskunlaştırır. Sizin kalbinizi neresinden kırdı darbe, darbeler ve darbe girişimleri? On iki edebiyatçı kalemlerine yükleyip iyileşme yoluna döktüler kelimelerini. Taşları, güvercinleri, köprüleri, hevesleri, duaları, beklemeleri saydılar tek tek, yaraları onarma niyetine... Ah gündelik yaşamın kutsallığı! Onun üzerine yemin ederim ki daha önce de bölmeye çalıştılar kitaplığımı. Şimdi yeni bir kitaplık yapıyorum. Kitaplıklar küçüle küçüle büyür, bölüne değil. Bir kısmı bu evde, diğer kısmı daha küçük olan diğer eve... Bu gece ertelemek zorunda kaldım taşınmayı. Burada biraz daha kalmalıyım. Annem uyuyor. Olup bitenden sonra nasıl öykü yazılır bilmiyorum, zihnimi toparlamalıyım, bir öykü çıkarmalıyım. Bunları düşünerek, perdeyi araladığımda güvercinlerle kedilerin koyun koyuna uyuduğunu gördüm sabah. Şimdi onlar böyle uyurken, ben nasıl uyurum. Uykularının nöbetlerini tutmalıyım.


Köyünde, şehrinde ve yaşadığı her yerde memleketimizin uğradığı saldırılara karşı ailesi ve vatanının akıbeti konusunda bitmek bilmeyen kaygılarla mahzun olan kadınlardı hepsi. Önce olaylar başladı. Uğursuz ölüm haberleri, istila edilen köyler, şehirler, camiler, evler yağmur gibi yağan mermiler, bombalar karşısında tepkisiz durup beklemenin zamanı değildi. Duramazlardı. Bu meselede aileye haber vermeden koşarak askere kaçmak da vardı, bebeğini evin, köyün en yaşlısına emanet etmek de. Yeter ki vatan kurtulsun, çocuklarımız düşman süngüsü ile ölmesin diye... Kendi namusu ile vatanın düşman çizmeleri ile çiğnenmesini eş tutan kadınlar, bayrağımızın gönderde dalgalandığı müddetçe milletimizin özgür olduğunu biliyorlardı. Düşmanlar bizi parçalamak ve yok etmek için dört bir yandan bastırıyorlardı. Dağılmak üzere olan büyük bir imparatorluğun, tek suçu Müslüman olmak olan milletini esaret altına almaya çalışıyorlardı. Unuttukları bir şey vardı. Bu milleti öldürebilirdiler ama esaret altına alamazlardı. Hele yaşı kaç olursa olsun gözü kara, cesur, mert ve namuslu kadınlar, doğmuş ve doğmamış çocuklarından vazgeçtiler ama vatanlarından asla vazgeçmediler. Bu kitap, arşiv dosyalarının arasından çekip çıkartılmış 36 kadın kahramanın destanını, hayatlarımıza taşımak için hazırladı. Buyurun, siz de onlarla tanışın…